Albüm İnceleme

Amorphis – Silent Waters

Pek çoğumuzun 1994 yılı “Tales From The Thousand Lakes” albümü ile tanıştığı Amorphis 1992 yılında başlayan profesyonel kariyerlerini her yeni albümle daha iyiye götürüyor. İlk albümlerinde Doomdeath adı verilen müzik türünü yapan Finlandiya’lı grup 1996 yılında çıkarttıkları Elagy adlı albümle yeni ve oturmuş bir tarzı benimsedi ve clean vokal tarzını da oldukça iyi kullanabildiğini hepimize gösterdi. Grup artık daha melodik, daha ayağı yere basan besteler ile karşımızdaydı. 1994 yılından itibaren de müziğinde derin bir Finlandiya Folk kültürü hissedilir oldu. Şarkı sözlerinde Fin destanı “Kalevala” dan epeyce ekmek yediler. İlginçtir Fin Halk müziği esintileri anlamsız derecede Türk melodileri içermekte.

Son albümleri Silent Waters, müzikalite olarak 2006 yılı albümü Eclipse’in devamı niteliiğinde. En belirgin fark Amorphis, bu albümde kariyerine ilk başladığı yıllara da göndermeler yapmış. Yani ciddi ciddi Tomi Joutsen tekrardan böğürmeye(nam-ı diğer brutal vokal) başlamış, çok da iyi yapmış. Öyle kuru sıkı bağırıp çağırma değil. Müziğe hizmet eden, daha agresif olmasını sağlayan, iniş çıkış ve senkopları daha iyi vurgulayan gerçekten çok kaliteli bir vokal stili ile karşı karşıyayız.

Şarkılardan bazılarını inceleyecek olursak.

“The servant” adındaki parça grubun 1994-1996 yılları arasındaki tarzına çok yakın bir parça ve grubun 10 yıldan fazla deneyimi ile beslenmiş gümbür gümbür bir parça. Harika bir açılış parçası.

“Silent waters”. Bu parça albümün en pop melodilerinden bazılarını taşıyor. Açıkçası benim çok içime sinmeyedi bu şarkı ve bu tarz. Yanda şarkının klibini izliyorsunuz.

“Towards and against”, elektronik elementlerin süslediği bir atmosfer ile başlıyor. Clean vokal ile giriyor ve brutal vokal ile devam ediyor. Şarkının ritmi gayet pop metal ama Amorphis çizgisinden de tamamen sapıldığını söylemek zor. Popüler olmak ile köklerine sadık olmak arasında gidip geliyor Amorphis.

“I of crimson blood”. Güzel bir piyano partisyonu ile başlıyor. Yavaş yavaş gerilim yapıyor, ardından sağlam bir melodi bekliyorsunuz ve çok şükür, beklentiler boşa çıkmıyor. Kesik gitar riffleri, keskin senkoplar dengeli clean vocal kullanımı içeren başarılı bir parça. Albümün en dinlenesi şarkılarından kuşkusuz.

“Her alone”, biraz Dark Tranquillity, biraz Paradise Lost esintili bir girişe sahip bir parça. Nakaratta ise klasik Amorphis clean vocal temasına geçiş. Çok dikkatimi cezbedemeyen bir parça. Fazlasıyla popüler kaygı hissiyatına kapıldım nedense.

“Shaman” adlı parçada benim en sinir olduğum şeyi yapıyor Amorhis. Kendi kendini fütursuzca taklit/tekrar etmek. My Kantele’nin başarısının tadı damaklarında kalmış olacak ki Shaman’da “ayıp artık” denecek kadar benzeyen bir temayla karşımıza çıkıyorlar.

“The White Swan”, I of crimson blood havasında bir parça. Yine clean ve brutal vocal’in dengeli kullanımını içeriyor. Bence yine başarılı bir şarkı.

Sonuç olarak Silent Waters, Amorphis’in en başarılı albümünü değil. En kötüsü de değil. Son yıllardaki dönüşümünü devam ettirdiği, hatta biraz daha ileriye götürdüğünü söylemek mümkün. Dinlenesi bir albüm ama dinlemezseniz de çok büyük bir kayıp değil.

Tartışma

”Amorphis – Silent Waters” için henüz hiçbir yorum yok

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için gokbayrock.com'a giriş yapmış olmanız gerekmektedir.

Opera

En son dinlediğim 10 şarkı

Plugintaylor.com

Sponsored Listings