Jon Oliva(vokal/piyano) ve Criss Oliva(gitar) biraderlerin Hard Rock/Metal tarihine geçmiş en önemli gruplardan olan Savatage’i kurmalarının üzerinden 25 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, grup halen daha türünün en önemli gruplarından birisi olarak bizi hiç bir zaman hayal kırıklığına uğratmamıştır.
Geçen yıllar içerisinde Savatage tarzında ve hedef kitlesinde bazı değişikliklere gitmiştir. Grubun eski albümlerinde Oliva kardeşlerin ağırlığı hissedilir. Chris Oliva’nın 1993 yılında trajik bir trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından kardeşini kaybetmenin acısından olsa gerek ağabey Jon Oliva da gruptan ayrılmıştır ve yerini devrettiği “Zachary Stevens” etkisi ile grup daha erişilebilir bir sounda doğru yelken açmıştır.
Kısa bir süre sonra Jon Oliva, kendisini toparlamış ve tekrar gruba geri dönmüş ve grupta bazı değişiklikler olsa dahi 2001 yılına kadar çok sayıda başarılı albüme imza atmıştır. 2001 yılından beri de grubun dağıldığında dair resmi bir ifade olmasa da artık grup elemanları farklı isimler altında albümler üretmekteler. Trans Siberian Orchestra, Circle II Circle, Jon Oliva’s Pain bu yan gruplardan bir kaçıdır.
Ben şahsi fikrimce grubun eski halini daha çok sevenler kategorisindenim. Rock Opera tarzına daha yakın, Jon Oliva’nın kardeşinin kompleks gitar melodileri üzerine attığı ağlak çığlıkları başka bir grupta bulmak imkansızdır.
Savatage’in Gutter Bullet albümü benim Heavy Metal ile ve dolasıyla Savatage ile ilk kez tanıştığım albümlerden bir tanesidir. İlk defa 1991 yılında elime geçen albüm piyano ile metal müziğin ne kadar güzel birleştirilebildiğini görmem için bana bir referans noktası olagelmiştir.
Albümün açılış parçası Of Rage And War harika bir Power Metal açılışıdır. Melodik, ritmik ve etkileyicidir. Gerçekten böylesine önemli bir albüm için mükemmel bir açılış.
Albümle aynı ismi taşıyan ikinci parça Gutter Ballet, piyano işçiliğinin daha da sofistike olduğu harika bir ballad olarak başlıyor. Senfonik bir Power Metal klasiği olarak devam ediyor. Criss’in eşsiz solosuna söyleyecek tek bir sözümüz dahi yok.
Dördüncü parça yine Gutter Ballet tarzı ballad. Şarkının birinci dakikasında piyano ve vokal üzerine patlayan distortion insanın tüylerini diken diken etmez de ne yapar? En sevdiğim şarkılar listesine rahatlıkla yazabileceğim eşsiz bir klasiktir bu parça. Özellikle Jon’un şarkının sonundaki vokalleri harikadır.
Albümün bir diğer eşsiz baladı “albümün 10. şarkısı “Summer’s Rain. Jon’un ağlayan vokalleri gerçekten de grubun klasını ortaya çıkartıyor. Criss’in hem clean hem de overdriven gitar tonu ise bir ballad nasıl çalınır sorusuna cevap niteliğinde.
Ballad’ların yanısıra albümde The Unholy, Hounds gibi grubun daha önceki albümlerindeki Power Metal sounduna yakın bazı başarılı şarkılar da mevcut. Bu parçalar da aslında oldukça başarılı olsalar da balladlarındaki etkiyi aynen yaratamıyorlar.
Eğer bu güne kadar Savatage ile tanışmadıysanız neler kaçırdığınızı anlatmak mümkün değil. Bu grubun ballad’ları hayatımda Heavy Metal dinlemedim ve dinlemem de diyen kişileri bile etkileyebilecek kadar etkili ve duygu yüklüdür. Hiç olmazsa balladlarını dinlemeli ve eğer şansınız varsa grubun sayısı 10 küsür olan stüdyo albümlerinin tamamını edinmelisiniz. Çünkü her birisi birer klasiktir.




Heavy Metal’e giriştir benim için Savatage, kalbimdeki yeri çok büyüktür. Çok sevindim bu yazını okuyunca :). Teşekkürler..
Her dinlediğimde yeni detaylar keşfedebildiğim nadir gruplardandır Savatage gerçekten.