Featured

Mayhem

mayhem.jpg1990′lı yılların başları, Black Metal sahnesi için iyi dokümante edilmiş, kilise kundaklama olayları, cinayetler, intiharlar ve sadizm ile hatırlanan yıllardır. Mayhem de bu sahnenin tam ortasında yer almaktadır. Hakkında çokça konuşulan, saldırganlığın şarkı sözlerinden gerçek suç seviyesine taşındığı belki de tek örnek olması açısından incelemeye değer bir gruptur.

Yazıya başlamadan önce, öncelikle uyarayım. Grup elemanlarının yaptığı faaliyetleri elbette ki onaylamıyorum ve eğer siz de bu kişilerin faaliyetlerinden memnun kalmaz iseniz yaşanmış sadizm ve adli suç faaliyetleri hakkında bilgileri içeren bu yazıyı okumaya devam etmeyiniz.

Müzikte aykırılık olgusu her zaman popüler olmuştur. 1970′li yıllarda yaşanan Sex & Drugs & Rock ‘n Roll çılgınlığı artık etkisini yitirdikten sonra marjinallikte yeni bir boyut başlamıştır. İnsanların büyük çoğunluğunun değer verdiği herşeye küfreden, iyiye kötü diyen, kötüye hayranlık duyan saldırgan bir akım. Bu akımın adı Satanizm’di. Bathory ve Venom’un albümlerinde Satanizm hakkındaki söylemleri, o dönemde insanların yüzüne bugün olduğundan çok daha sert bir tokat atmıştı. Internet’in olmadığı bu dönemde bu tarz albümler elden ele dağıtılmış, karanlığın cazibesinin de etkisi ile ciddi bir yer altı fan kitlesi edinmiştir. Bu müzik türüne başlarda farklı isimler verilse de Venom’un aynı ismi taşıyan albümünden esinlenerek o gün bügündür Black Metal denilegelmiştir.

Black Metal çılgınlığının en yoğun yaşandığı yerlerin başında gelen Norveç’in başkenti Oslo’da yer alan minik plak şirketi Helvete(Cehennem anlamına gelir), tüm dünyadan posta ile aldığı albüm siparişlerini yine posta yoluyla göndererek bu akımda önemli bir yer edinmiştir. Bu plak şirketini işleten kişinin adı ise Oystein Aarseth, nam-ı diğer, “Euronymous” olup kendileri bizzat Mayhem grubunun müstakbel gitaristidir.

180px-Bergen,_Fantoft2.jpg Black Metal’in dünyaya dağıldığı yer olan Helvete, bir Mayhem müzisyeni tarafından işletilince haliyle bu grup üzerindeki beklentiler de inanılmaz büyük oluyor. Aslında pek çok kişi grubun albümlerini bile dinlememişken, grup elemanlarının özel hayatları dünya çapında bir fenomen haline gelmişti. Kendilerine Black Metal Inner Circle (Black Metal iç çemberi) denilen bir elitler klubünün de merkezinde, özel hayatları ile daha sonra gerçekten çok büyük bir üne sahip olacak olan Varg Vikernes ve Euronymous bulunmaktaydı. Özel hayatlarından dolayı derken neyi mi kastediyorum dersiniz?

Mayhem grubu elemanları Bathory ve Venom’un müziğe kattığı Satanizm olgusunu bir felsefeden çıkartıp direk saldırganlığa ve Hristiyanlık karşıtı faaliyet haline getirdiler. Belki bugün kendileri bu aktivitelere direkt girdiler mi ispatlamak zor olsa da en azından dolaylı bir ilişkileri olduğu kesindir.

Tarihte yazdığı üzere, Norveç’in 7 ve 8. yüzyılda Hristiyanlar tarafından istilası sonrasında Pagan tapınakları tabiri caizse parçalanmış ve Pagan geleneklerine bağlı kalmakta direnen kişiler hunharca katledilmiştir. 1990′lı yılların başında bunun tam tersinin İskandinavya’daki Hristiyan tapınaklarına yapılmasını uygun bulan bazı kişiler, 1200 yıl önceki katliamın intikamını almak amacıyla, onlarca tarihi kiliseyi ateşe vermiştir. Sadece 1992 yılında 10 küsür tane tarihi eserin yakıldığını düşünürseniz saldırıların boyutunu ve ulusal suç oranının sıfıra yakın olmasıyla gurur duyan muhafazakar İskandinav halkının TV’deki haberler karşısında duyduğu korkuyu ve hayreti hayal etmek çok da zor değil.

O dönemde Mayhem’de Bass çalan Varg Vikernes’in diğer grubu Burzum’un Aske adlı EP’sinin kapağında halen daha dumanı üstünde Fantoft kilisesinin yıkıntılarının bulunması bu kişilerin üzerindeki şüpheleri iyice arttırmıştır. E8B91479-4AC0-4675-A183-DD28B40C65E2.jpg

Mayhem’in dünya çapındaki ününde, 1991 yılında 22 yaşındayken intihar eden vokalist Dead’in de payı büyüktür. Dead denilen zat-ı muhterem tam anlamıyla su katılmamış bir delidir. Ölüm saplantısına sahip, içine kapanık, intihar eğilimli benim gözümde zavallı bir insandır. Yaptığı müzik onu hayata bağlayan tek şey ama bir taraftan da onu adım adım ölüme götüren şey olmuştur. Adam cidden ölümü hissedebilmek ve onu ciğerlerine çekebilmek için bir gün bahçesinde bulduğu ölü bir karganın cesedini bir torbaya koymuş, sahnede ve provalarda sürekli ilham almak için bu cesedi koklamayı adet edinmiştir. Bu davranış profili ile gruptaki diğer arkadaşları tarafından da pek hoşlaşılmayan Dead’in intihar meyilli karakteri de hiç kimse için bir sır değildir. Neden yaptığını belki asla bilemeyeceğiz, Varg Vikernes, Dead’e bir kaç tane mermi hediye etmiştir ve kısa süre sonra da Dead, bu mermileri kafasına sıkmak yoluyla intihar etmiştir. Bıraktığı intihar notunda da “bıçak çok kördü, silahı kullanmak zorunda kaldım, ortalığı batırdığım için özür dilerim” yazmıştır.

200px-DawnOfTheBlackHearts.jpg Dead’in cesedini yine grup arkadaşı olan Helvete’nin de sahibi olan Euronymous bulmuştur. Cesedi ilk gördüğünde şaşırdığını hiç sanmıyorum. Zaten beklenen bir olayın gerçekleştiğini düşünmüş olacak ki polisi aramak yerine direkt en yakın fotoğraf dükkanına gitmiş, bir Polaroid marka fotoğraf makinesi satın almış ve Dead’in fotoğraflarını çekmiştir. Ayrıca cesetten daha sonra tadına bakmak için beyin parçaları aldığı da iddia edilmekte ve fakat yine bu olay da ispatlanamamaktadır. Euronymous, parçalanmış kafatasının minik parçalarını da toparlamış, daha sonra bu parçalardan yaptığı kolyeyi boynunda taşımıştır. Bu kafatası parçası kolyesinin benzerlerini de, Oslo Black Metal dünyasında “hakkettiğine” inanılan bazı kişilere hediye etmiştir. Esas rezalet ise Dead’in cesedinin fotoğrafları Mayhem’in yayınlanan EP’lerinden “Dawn of the Black Hearts” ‘ın albüm kapağı olarak kullanılmıştır.

Grup arkadaşının cesedinin başında fotoğraf albümü yapan ve resmen bir ganimetmiş gibi parçaları paylaşan bu insan müsvettesi hakkında çevresindeki insanların düşünceleri de elbetteki onun hayata bakışından çok da farklı değildi elbette. Varg ile aralarında içten içe bir rekabet ve anlaşmazlığın olduğu saklanmayan bir gerçekti. Her ikisi de Black Metal Inner Circle’ın kralı koltuğuna kendisinin layık olduğunu düşünüyordu. Varg, hatta ırkçı bir söyleşisinde Euronymous’un gerçek bir Norveçli olmadığını, dikkat edilirse gözlerinin çekik ve tipinin Asyalı tipi olduğunu, muhtemelen ırkının da kirli olduğunu öne sürmüştür.

euronymous.jpg Black Metal’in iki kralı, Varg ve Euronymous arasındaki husumet, Varg’ın Bergen’de yayın yapan yerel bir gazeteye (Bergens Tidende) verdiği röportaj sonrasında artık iyice ayyuka çıkmıştır. Bu söyleşide Varg, hiç konuşmaması gereken bazı konular hakkında konuşmuş ve kilise yakma olayları ve daha pek çok suç hakkındaki tüm okları Oslo’daki Helvete’nin üzerine ve dolayısıyla Euronymous’un üzerine çekmiştir. Polis hemen bir soruşturma başlatmış, Varg’ı 1 hafta hapise atmıştır. Euronymous da artık baskıya dayanamamış ve 1993 yılında Helvete’yi kapatmak zorunda kalmıştır.

Helvete’nin kapanması tüm Black Metal camiası için mihenk taşıdır ve halen daha üzüntüyle anılan bir anıdır. Helvete’nin Oslo’daki minicik (yaklaşık 15-20 metrekare) dükkanı bu müzik türünün fanları için tabiri caizse bir Kabe olarak görülmüştür. Bu dükkanın bodrum katında Euronymous tarafından duvara sprey boya ile yazılmış olan “Black Metal” kelimeleri halen daha pek çok kişi tarafından “ben dahil” dünyanın bilimum yerinden turist çekmekte ve görülmek için adeta sıraya girilmektedir. Bu dükkanın kapatılmasının üzerinden tam 16 yıl geçtikten sonra, ben dükkanı görmeye gittiğimde artık aynı yerde bir café olduğunu ve zamanında gerçekten önemli bir müzik türünün doğduğu ve serpildiği yerde, portakal suyu sıkıldığını gördüğümde cidden hüzün doldum. Sağda, Euronymous’un o dükkanın içinde çekilmiş bir fotoğrafını görüyorsunuz.

varg_vikernes.jpg Varg, 1 hafta sonra hapisten çıkmış ve Euronymous’un evine gitmiştir. İçeride ne olduğunu maalesef sadece Varg’dan dinleyebiliyoruz çünkü aralarında çıkan bir kavga sonrasında alnının ortasına sokulan bir bıçak darbesi ile Euronymous hemen orada vefat etmiştir. Varg’ın anlattıklarına bakılırsa da Euronymous, bir falcıdan bir kehanet duymuş ve en yakın arkadaşı olan Varg’ın onu öldürmek için plan yaptığını öğrenmiştir. Varg’ın teorisine göre de bu nedenle ilk saldıran Euronymous olmuş, Varg da masumane kendisini savunmak zorunda kalmıştır. Hakim, bu hikayeye çok inanmamış olacak ki Varg’ın derhal hapsedilmesine karar vermiştir. Norveç TV’lerinde ciddi şöhret haline gelmiş olan Varg’ın polis tarafından takip edilmesi, arabayla kovalanışı, yakalanışı ve tartaklanışı tüm kanallarda yayınlanmış ve günlerce, aylarca hatta belki yıllarca üzerinde psikologların ve aile terbiyecilerinin konuştuğu bir konu olmuştur. Solda Varg Vikernes’in bir fotoğrafını görüyorsunuz.

Farkındaysanız buraya kadar Mayhem’in müziğinden hemen hiç bahsetmedim. Zira müziğinden öteye bu üzerine çok yazılmış çizilmiş olan hikayesi ile ilginç bir gruptur Mayhem.

Neyse… esas konumuza dönersek, Mayhem 1987 yılında çıkarttıkları ilk albüm olan Deathcrush ile müzikal katliamına başlamış ve toplam 11 (yanılmıyorsam) EP, Live Albüm ve Stüdyo Albümü ile halen daha aktif bir gruptur. Grubun orijinal kadrosundan geriye sadece Necrobutcher kalmış ve artık ilk günlerde yapmış oldukları müzikle şu anki tarzın alakası kalmasa da halen daha Black Metal’in en önemli ve ses getiren gruplarından birisi olmayı sürdürmektedir.

İlk yıllarındaki tarz kelimenin tam manasıyla Raw Black Metal olarak adlandırılabilir. Kayıt kalitesi ortalamanın çok altında olup, müzikal yetenek gerçekten yerlerdedir. “Yanlış nota mı bastık? Sorun değil, yeter ki şeytani olsun” şeklinde bir zihniyetle yapılmış, kirli, bazen saçma sapan ama bir o kadar da karanlık, ölüm kokan albümlerdir grubun ilk yılları. Buraya kadar da gördüğünüz gibi ölüm kokan tabirini muhtemelen tek gerçekten hakkeden grup da Mayhem’dir.

Varg Vikernes denen manyak zat-ı muhteremin hayat hikayesini anlatacağım bir başka yazıda görüşmek üzere, hepinize esenlikler dilerim efendim.

Aşağıdaki video, Dead’in vokalleri ile grubun en popüler ve önemli parçalarından olan Freezing Moon’dur.

Freezing Moon with Dead (video with photos)

Tartışma

”Mayhem” için henüz hiçbir yorum yok

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için gokbayrock.com'a giriş yapmış olmanız gerekmektedir.

Opera

En son dinlediğim 10 şarkı