Albüm İnceleme

Megadeth – Endgame


Megadeth – Head Crusher

Roadrunner Australia | MySpace Müzik Videoları

30 yaşını geçmiş Metal dinleyicilerinin klasik geyiğidir. Nasıl diyorduk: “Megadeth çok bozuldu, eskisi gibi değil”. Tamam kabul, gerçekten de Megadeth ilk 5 albümdeki gibi değil, ama şöyle bir gerçek daha var ki, zaten hiç bir şey bundan 20 sene öncesi gibi değil. Bence bırakalım artık bunları da, hadi gelin Dave abimiz 12. stüdyo albümünde bizim için yeni neler hazırlamış ona bakalım.

Megadeth’in kalbi ve ruhu hepimizin bildiği gibi Dave Mustaine’dir. Dave hayatını tam bir zavallı olarak yaşamış, içi nefret dolu haylaz, acar bir delikanlıdır. İlerleyen yaşına rağmen içinde yaşadığı kaosu ve nefreti muhafaza etmekte ve bu nefretini en kontrollü bir şekilde de müziğine yansıtmaktadır.

iHeartGuitarBlog‘da çok güzel bir tabir okudum. Yazının sahibi Peter Hodgson, Megadeth’in başarısının gerçek sırrı, Dave’in “nefreti” temsil etmesi ve buna karşılık olarak, onun gitar partneri Marty Friedman’ın da “aşkı” temsil etmesidir diyor. Bence de, her ikisi de benzer tutkularla ama tamamen zıt duyguları harmanlıyordu ve ortaya çıkan mucizevi eseri de zaten hepimiz yakınen tanıyoruz.

Marty’nin gruptan ayrılması ile boşalan yeri doldurmak Dave için hiç de kolay olmamış olmalı. Zaten neredeyse 10 yıldır Megadeth’ten vasatın üzerinde bir albüm çıkmamasının en önemli sebeplerinden birisi de bu mutlaka.

Pekala. Endgame’den bahsedecek olursak, Marty’den boşalan yer dolmuş mu derseniz, tabii ki tam manasıyla dolmuş sayılmaz ama yine de Dave Mustaine’in yanında, onunla aşık atabilecek bir gitarist bence artık var. Zat-ı muhteremin adı da Chris Broderick. Kendisinin gruba, bir önceki gitarist, Glen Drover’dan çok daha iyi uyum sağlamış olduğunu fark etmek için müzisyen olmaya gerek yok. Endgame’in ilk beş dakikasını dinlediğinizde bunu kolaylıkla anlayacaksınız.

Endgame, satış rakamları çok iyi olmasa da, Billboard 200′de 9 numaraya kadar çıkmış, 2009′un en iyi Rock albümlerinden birisi, uzun zaman aradan sonra klasik Megadeth’in eski tarzına en yakın albüm olarak anılmıştır. Albüm bir Megadeth albümünden beklediğiniz pek çok şeyi paket olarak bizlere sunmaktadır. Kontrolün kaybedildiği hissini veren gitar soloları, gırtlak acıtan vokaller, köşeli ritimler ve tabii ki bir adet ballad.

Nedendir bilmiyorum ama albümde en çok ilgimi çeken şarkı da albümün müstakbel ballad’ı olan “The Hardest Part of Letting Go…Sealed With a Kiss” oldu. Beni bu kadar etkileyen şey, sözlerindeki derinlik midir, yoksa Dave’in gırtlaktan hırlayarak söylediği romantik nakarat mıdır bilinmez, bir şekilde bu şarkı albümde ilk favori şarkım oldu.

Ardından da albümdeki diğer başarılı parçalara dikkatim yöneldi. Sanırım 1990′ların Megadeth’ini en çok yansıtan şarkı olan Head Crusher zaten sizin de dikkatinizi cezbetmekte gecikmeyecektir.

Benzer şekilde, grubun Youthanasia’dan sonra değişen çizgisini en güzel yansıtan şarkılardan olan “How The Story Ends” ve “The Right To Go Insane” albümün yine diğer başarılı çalışmalarından ikisi.

Sonuç olarak karşınızdaki bir Megadeth albümü. Eğer ki bu yazıyı buraya kadar okuduysanız, zaten Megadeth’in müzik tarihi için ne demek olduğunu gayet iyi biliyorsunuz demektir. Bu albüm için en iyi Megadeth albümü diyemesem de rahatlıkla son 10 yıldır yapılan en iyi Megadeth albümüdür diyebilirim. Özellikle de o dandik United Abominations‘dan sonra resmen ilaç gibi geldi. Hiç düşünmeden en yakın müzik markete gidin ve CD’yi satın alın.

Tartışma

”Megadeth – Endgame” için henüz hiçbir yorum yok

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için gokbayrock.com'a giriş yapmış olmanız gerekmektedir.

Opera

En son dinlediğim 10 şarkı