Bu müzik türünün dinleyicileri bilir ki Polonya, Heavy Metal dinleyicileri için büyük zenginlikler vaad eden, eşsiz grupların türediği bir ülkedir. 2001 yılında kurulan ve 2003 yılında çıkarttıkları ilk albümleri “Out Of Myself” ile bizleri mest etmeyi başaran Riverside da bu sayısız başarılı Polonya’lı gruplardan bir tanesi. Devam etmeden hemen uyarayım, 19 Haziran’da rafları süsleyecek olan bu albüm, grubun diğer albümlerinden biraz farklı.
Çok uzun zamandır bu albümün inceleme yazısını yazmak istiyorum ama bir türlü bu albüm için söyleyecek “Mükemmel”, “Olağanüstü” gibi bir kaç klişe kelimeden fazla bir şey bulamıyorum. Bu nedenle bu yazı muhtemelen çok kısa olacak.
Temelleri 1982 yılında Almanya’nın Essen kentinde Torment ismiyle atılan Alman Thrash Metal titanı Kreator’un 12. albümü Hordes of Chaos 13 Ocak 2009′da rafları süsledi. Bu albümü ilginç yapan özelliği ise, albümün stüdyoda tek bir seferde canlı performans sergiler gibi analog teyp ile kaydedilmiş olması ve üzerinde hemen hiç bilgisayar oynaması yapılmamış olmasıdır.
62 yaşındaki Punk Rock efsanesi bu sefer gerçekten farklı bir çalışma ile karşımızda. Albüm bir Rock çalışmasından çok bir Jazz albümü olarak, eski Iggy Pop hayranlarını bayağı üzecek olsa da Iggy’ye yenilerini kazandıracağı da kesin.
Blackie Lawless adındaki egzantrik kişilik tarafından önderliği yapılan W.A.S.P kariyerinde çok sayıda iniş ve çıkış yaşamış, özellikle eşsiz sahne performansları ile tanınan Los Angeles’lı bir Amerikan Hard Rock grubudur.
Jon Oliva(vokal/piyano) ve Criss Oliva(gitar) biraderlerin Hard Rock/Metal tarihine geçmiş en önemli gruplardan olan Savatage’i kurmalarının üzerinden 25 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, Savatage halen daha türünün en önemli gruplarından birisidir.
Türk Rock müziği ve Türk Rock tarihi gerçekten de üzerine fasikül fasikül yazılabilecek kadar ilginç. 1970′lerde Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray, Ersen ve Dadaşlar, Kaygısızlar, Edip Akbayram, 3 Hürel gibi tarihimize isimlerini altın harflerle yazmış büyüklerimizin ardından 1980′lerden sonra talihsiz bir dönem başlamıştır.
Judas Priest, Heavy Metal’in öncülerinden birisi ve 1980′lerden beri bu müzik türünün şekillenmesini sağlayan en önemli gruplardan bir tanesidir. Black Sabbath ve Ozzy Osbourne’un Heavy Metal için yarattığı ekolün bir benzeri Rob Halford’lu Judas Priest yaratmıştır. Painkiller pek çoğumuz için halen daha gelmiş geçmiş en iyi Metal albümüdür.
Amon Amarth ile tanışmam maalesef biraz geç kalmıştır. Her ne hikmetse grubun varlığından 2002 yılında yayınladıkları Versus the World albümüne kadar habersizdim. Grubun esas yükselişinin, In Flames’in artık iyice cıvıttığı yıllara denk gelmesi ve Viking kültüründen derin esintiler sunan işitsel zenginliği, grubun bu müzik türünün hayranları tarafından büyük bir sevgiyle kucaklanmasını sağlamıştır.
Temmuz 2009′da Dream Theater ile birlikte Türkiye’ye gelecek olan Cynic’i tanımayanlar için bir iki söz etmek faydalı olur diye düşündüm. Cynic 1987 yılında ilkokuldan beri arkadaşlıkları devam eden gitarist Paul Masvidal ve davulcu Jack Kelly tarafından Florida’da kurulmuştur. Ardından daha sonra Atheist ve Pestilence ile de çalışmış olan Tony Choy gruba katılmıştır.