Düzenli takipçilerimiz, burada popüler grupların yanında keşfedilmeyi bekleyen gruplara da sıklıkla yer verdiğimizi bilirler. Zaten işin güzel tarafı da bu değil mi? Bigelf de aynen bu tanıma uyan, çoktan keşfedilmiş olmayı hakkeden farklı ve bir o kadar da tanıdık, oturmuş ve çok yaratıcı bir grup.
Norveç ve Bergen pek çok Extreme Metal dinleyicisi için çok özel anlamlar taşımaktadır. Bu yaklaşık 250 bin nüfuslu minik liman şehrinde Extreme Metal ve Viking Metal dediğimiz türün en güzel örnekleri doğmuş, büyümüş ve serpilmiştir. Bu grupların en önemlilerinden birisi de Enslaved’dir.
Judas Priest, Heavy Metal’in öncülerinden birisi ve 1980′lerden beri bu müzik türünün şekillenmesini sağlayan en önemli gruplardan bir tanesidir. Black Sabbath ve Ozzy Osbourne’un Heavy Metal için yarattığı ekolün bir benzeri Rob Halford’lu Judas Priest yaratmıştır. Painkiller pek çoğumuz için halen daha gelmiş geçmiş en iyi Metal albümüdür.
Amon Amarth ile tanışmam maalesef biraz geç kalmıştır. Her ne hikmetse grubun varlığından 2002 yılında yayınladıkları Versus the World albümüne kadar habersizdim. Grubun esas yükselişinin, In Flames’in artık iyice cıvıttığı yıllara denk gelmesi ve Viking kültüründen derin esintiler sunan işitsel zenginliği, grubun bu müzik türünün hayranları tarafından büyük bir sevgiyle kucaklanmasını sağlamıştır.
Temmuz 2009′da Dream Theater ile birlikte Türkiye’ye gelecek olan Cynic’i tanımayanlar için bir iki söz etmek faydalı olur diye düşündüm. Cynic 1987 yılında ilkokuldan beri arkadaşlıkları devam eden gitarist Paul Masvidal ve davulcu Jack Kelly tarafından Florida’da kurulmuştur. Ardından daha sonra Atheist ve Pestilence ile de çalışmış olan Tony Choy gruba katılmıştır.
Kariyerine Exodus’un vokalisti Steve Souza ile ve Legacy ismiyle başlayan Testament, 1980′lerin ortasında Bay Area hareketi denilen müzik hareketinin öncülerindendir. San Francisco’da ortaya çıkan bu hareket, Testament’in yanısıra Vio-lence, Death Angel, Exodus, Slayer, Megadeth, Forbidden gibi diğer Thrash Metal devlerini bize sunmuştur. Testament, dönemdaşlarının yaptığı gibi, tarzını değiştirmemiş, tam tersine ilk günlerindeki agresifliğini fazlasıyla muhafaza etmiştir.
Progressive Death Metal terimi dünyada hiç bir gruba bu kadar çok yakışmamıştır herhalde. İlk yıllarında daha brutal bir Death Metal tarzı benimseyen Opeth 2001 yılı tarihli albümü “Blackwater Park” ile tarzını biraz daha sakinleştirmiş ama bir o kadar da olgunlaştırmıştır.