30 yaşını geçmiş Metal dinleyicilerinin klasik geyiğidir. Nasıl diyorduk: “Megadeth çok bozuldu, eskisi gibi değil”. Tamam kabul, gerçekten de Megadeth ilk 5 albümdeki gibi değil, ama şöyle bir gerçek daha var ki, zaten hiç bir şey bundan 20 sene öncesi gibi değil. Bence bırakalım artık bunları da, hadi gelin Dave abimiz 12. stüdyo albümünde bizim için yeni neler hazırlamış ona bakalım.
Geçen hafta Vektor adlı adı sanı duyulmamış bir grubun çıkış albümü “Black Future” elime geçti. Bu grubu daha önce duymamış olmam aslında çok doğal, çünkü zaten ilk albümleri 3 hafta önce çıkmış. Hayatımda dinlediğim en yaratıcı Technical Thrash Metal albümlerinden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 2009′un en iyi albümlerinden birisi olmaya aday.
Gelmiş geçmiş en önemli Thrash Metal gruplarından Slayer 11. stüdyo albümünü 3 Kasım 2009′da duyurdu. Slayer’ın her yeni albümüne acaba yeni bir South Of Heaven veya Reign in Blood çıkar mı heyecanıyla saldırıyorum. Bu albümde de farklı olmadı.
Queensrÿche, modern Progressive Metal’in doğuşunun sebebi olan 3 gruptan birisidir. Diğer iki grup tahmin edebileceğiniz gibi Dream Theater ve Fates Warning olup, grubun 1988 yılında çıkartmış olduğu Operation: Mindcrime albümü çok büyük ihtimalle, tüm zamanların en çok dinlenen konsept albümlerinden birisidir.
1988 yılında New York, Buffalo’da kurulan grup Gore Death Metal denilen alt kolun kurucuları olarak bilinir. 1990 yılında çıkarttıkları debutları “Eaten Back to Life” ile bırakın politikacıları ve ebeveynleri, pek çok sağlam Metal dinleyisine bile “yok artık” dedirtmiş, takipçileri ile birlikte yeni bir müzik türünün doğuşunun ve artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının güçlü sinyallerini vermiştir.
İsmini eski Arami dialektlerinden olan Syriac dilindeki Şeytan’ın karşılığından alan Beherit, girilmesi en zor müziklerden birisini yapan Finlandiyalı bir Black Metal grubudur. 1989 yılında kurulan grup 2 tane Black Metal ve bir kaç tane demo yaptıktan sonra Black Metal’i bırakıp karanlık ambient bir müzik türüne yönelmiştir. Şu anda incelemekte olduğumuz 2009 yılında çıkarttıkları Engram albümü ile de grup tekrar köklerine geri dönmüştür.
Bu müzik türünün dinleyicileri bilir ki Polonya, Heavy Metal dinleyicileri için büyük zenginlikler vaad eden, eşsiz grupların türediği bir ülkedir. 2001 yılında kurulan ve 2003 yılında çıkarttıkları ilk albümleri “Out Of Myself” ile bizleri mest etmeyi başaran Riverside da bu sayısız başarılı Polonya’lı gruplardan bir tanesi. Devam etmeden hemen uyarayım, 19 Haziran’da rafları süsleyecek olan bu albüm, grubun diğer albümlerinden biraz farklı.
Temelleri 1982 yılında Almanya’nın Essen kentinde Torment ismiyle atılan Alman Thrash Metal titanı Kreator’un 12. albümü Hordes of Chaos 13 Ocak 2009′da rafları süsledi. Bu albümü ilginç yapan özelliği ise, albümün stüdyoda tek bir seferde canlı performans sergiler gibi analog teyp ile kaydedilmiş olması ve üzerinde hemen hiç bilgisayar oynaması yapılmamış olmasıdır.
62 yaşındaki Punk Rock efsanesi bu sefer gerçekten farklı bir çalışma ile karşımızda. Albüm bir Rock çalışmasından çok bir Jazz albümü olarak, eski Iggy Pop hayranlarını bayağı üzecek olsa da Iggy’ye yenilerini kazandıracağı da kesin.
Almora’dan tanıdığımız Soner Canözer, paraya kıymış gitmiş Çek Cumhuriyeti’nde Prag Flarmoni Orkestrası ile birlikte bence “çok başarılı” bir Senfonik Rock albümü yapmış.